
Bir Devrin Sonu: Fidel Castro ve Küba Devrimi'nin Mirası
25 Kasım 2016 tarihi, modern dünya tarihinin en dikkat çekici sayfalarından birinin kapandığı gün olarak kayıtlara geçti. Küba Devrimi’nin mimarı ve yaklaşık yarım asır boyunca adanın liderliğini üstlenen Fidel Castro, 90 yaşında hayata gözlerini yumdu. Onun ölümü, sadece Küba için değil, tüm dünya siyaseti için bir devrin sonu anlamına geliyordu. Kimileri için baskıcı bir figür, kimileri içinse emperyalizme karşı başkaldıran bir halk kahramanı olan Castro, ardında derin ve tartışmalı bir miras bıraktı.
Fidel Alejandro Castro Ruz, 1926 yılında varlıklı bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmesine rağmen, hayatını adaletsizliğe karşı savaşmaya adadı. Genç bir avukatken, dönemin diktatörü Fulgencio Batista'ya karşı başlattığı hukuk mücadelesi sonuç vermeyince, silahlı direnişe yöneldi. 1953 yılında Moncada Kışlası'na düzenlenen başarısız baskın sonrası hapse girse de, mahkemede yaptığı efsanevi 'Tarih Beni Beraat Ettirecektir' savunması, onu ulusal bir kahramana dönüştürdü. Sürgün hayatının ardından 1959'da gerçekleştirdiği devrim, Latin Amerika ve dünya politikasını sonsuza dek değiştirdi.
Castro'nun liderliği altında Küba, radikal bir dönüşüm yaşadı. Toprak reformları, eğitim seferberliği ve sağlık sistemindeki devrim niteliğindeki gelişmeler, ülkeyi Latin Amerika'da bir model haline getirdi. Okuma-yazma oranının neredeyse yüzde yüze ulaştırılması ve her vatandaşın ücretsiz sağlık hizmetine erişebilmesi, Castro döneminin en büyük başarıları olarak kabul edilir. Ancak bu başarılar, mülkiyetin devletleştirilmesi ve siyasi muhalefetin kısıtlanması gibi sert politikalarla gölgelendi. Bu durum, binlerce Kübalının ülkeden göç etmesine ve Miami'de büyük bir muhalif kitlenin oluşmasına neden oldu.
Soğuk Savaş'ın en sıcak günlerinde Castro, ABD'nin hemen yanı başında sosyalist bir kale inşa etti. 1961'deki Domuzlar Körfezi Çıkarması ve 1962'deki Küba Füze Krizi, dünyayı nükleer bir savaşın eşiğine getirdi. ABD tarafından uygulanan ağır ekonomik ambargoya ve kendisine yönelik yüzlerce suikast girişimine rağmen ayakta kalmayı başaran Castro, anti-emperyalist hareketlerin küresel simgesi haline geldi. Afrika’daki bağımsızlık mücadelelerinden Latin Amerika’daki sol hareketlere kadar pek çok yere destek gönderdi.
2008 yılında sağlık sorunları nedeniyle yetkilerini kardeşi Raúl Castro’ya devreden Fidel, yaşamının son günlerine kadar fikirlerini 'Reflexiones' (Düşünceler) başlığıyla kaleme aldığı yazılarla paylaşmaya devam etti. O, hiçbir zaman gri alanda kalmayan; ya tutkuyla sevilen ya da sertçe eleştirilen bir liderdi. Bugün Fidel Castro denilince akıllara yeşil askeri üniforması, saatlerce süren etkileyici konuşmaları ve pes etmeyen karakteriyle tarihin en karizmatik ve etkili figürlerinden biri gelmektedir. Onun ölümü, bir insanın fiziksel gidişinden ziyade, 20. yüzyılın ideolojik mücadelelerle dolu bir sayfasının kapanışıdır.
Yaklaşan tekrarlar
- 25 Kasım 2027 Perşembe 15:00
- 25 Kasım 2028 Cumartesi 15:00
- 25 Kasım 2029 Pazar 15:00
- 25 Kasım 2030 Pazartesi 15:00
- 25 Kasım 2031 Salı 15:00