
Osmanlı Tarihinde Bir Dönüm Noktası: 31 Ağustos 1876 ve Sultan II. Abdülhamid Han’ın Tahta Çıkışı
Osmanlı İmparatorluğu’nun "En Uzun Yüzyılı" olarak adlandırılan 19. yüzyıl, devletin varlık mücadelesi verdiği ve siyasi dengelerin pamuk ipliğine bağlı olduğu son derece çalkantılı bir dönemdi. Bu dönemin en kritik dönemeçlerinden biri, hiç şüphesiz 31 Ağustos 1876 tarihinde İstanbul’da yaşandı. Tarihimizde "Üç Padişahlı Yıl" olarak bilinen 1876 senesi, amcası Sultan Abdülaziz’in trajik bir şekilde tahttan indirilmesiyle başlayan zincirleme olayların son halkasına şahitlik ediyordu. Sadece 93 gün tahtta kalan V. Murad’ın ruhsal sağlığının bozulması gerekçesiyle tahttan indirilmesi ve yerine kardeşi II. Abdülhamid’in geçmesi, imparatorluğun kaderini kökten değiştirecek bir sürecin başlangıcıydı.
V. Murad, büyük umutlarla ve reformist kanadın desteğiyle tahta çıkarılmıştı. Özellikle Genç Osmanlılar ve Mithat Paşa gibi devlet adamları, Murad’ın meşrutiyeti ilan ederek devleti anayasal bir düzene taşıyacağına inanıyordu. Ancak tahta çıkış sürecinde yaşanan kanlı olaylar, Çerkes Hasan vakası ve amcası Abdülaziz’in ölümü, V. Murad’ın zaten hassas olan sinir sistemini derinden sarstı. Cülus töreninden kısa bir süre sonra içine kapandığı, devlet işlerini yürütemediği ve hatta hekimlerin "iyileşmesi mümkün değil" raporu verdiği bir sürece girildi. Bu durum, devletin en üst kademelerinde büyük bir yönetim krizine yol açtı. Devletin bekası için bir değişim artık kaçınılmazdı.
Bu zorlu süreçte gözler, V. Murad’ın kardeşi Şehzade Abdülhamid Efendi’ye çevrildi. Abdülhamid, o dönemde diğer şehzadelere göre daha sakin, hesaplı ve siyaseti yakından takip eden bir profil çiziyordu. Mithat Paşa ve ekibiyle yaptığı gizli görüşmelerde, tahta çıkması karşılığında Meşrutiyet’i ilan edeceği ve anayasayı (Kanun-i Esasi) yürürlüğe koyacağı sözünü verdi. Bu siyasi uzlaşma, Osmanlı tarihinde yeni bir sayfanın açılmasını sağladı. 31 Ağustos 1876 sabahı, Şeyhülislam tarafından verilen fetva ile V. Murad resmen azledildi ve Çırağan Sarayı’na nakledildi. Aynı gün, II. Abdülhamid Han dualarla tahta çıktı.
Sultan II. Abdülhamid’in cülusu, sadece bir hükümdar değişikliği değil, aynı zamanda imparatorluğun son büyük ve en uzun soluklu stratejik yönetim döneminin başlangıcıydı. Göreve geldiğinde devlet kelimenin tam anlamıyla ateş çemberindeydi; Balkan isyanları, Rusya ile tırmanan gerilim ve iflas etmiş bir hazine devralmıştı. Ancak o, 33 yıl boyunca sürecek olan saltanatında izleyeceği denge politikaları, eğitim ve ulaşım reformları ve İslamcılık ideolojisiyle devleti dağılmanın eşiğinden kurtarmaya çalışacaktı. İlk icraatlarından biri söz verdiği gibi Birinci Meşrutiyet’i ilan etmek olsa da, kısa süre sonra patlak veren 93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) sonrasında meclisi kapatarak mutlakiyetçi bir yönetim anlayışına geçecekti.
Sonuç olarak, 31 Ağustos 1876 günü yaşanan bu cülus hadisesi, Osmanlı Devleti'nin modernleşme sancıları ile geleneksel yönetim anlayışı arasındaki mücadelesinin en somut örneğidir. V. Murad’ın trajik hikayesi ve II. Abdülhamid’in otoriter ama dönüştürücü liderliği, modern Türkiye’nin siyasi ve toplumsal yapısının temellerinin atıldığı bir zemin hazırlamıştır. Bugün bu tarihi olayı anmak, sadece bir padişah değişimini değil, koca bir imparatorluğun hayatta kalma refleksini anlamak adına büyük önem taşımaktadır.
Yaklaşan tekrarlar
- 31 Ağustos 2028 Perşembe 15:00
- 31 Ağustos 2029 Cuma 15:00
- 31 Ağustos 2030 Cumartesi 15:00
- 31 Ağustos 2031 Pazar 15:00
- 31 Ağustos 2032 Salı 15:00